Eski Beyoğlu
Bunu demek için bir İlhami Algör olmak lazımdı belki de. İstanbul’un taşını toprağını gerçekten altın sanan o eski hülyalıların, ipek atlas döşekleri bir çırpıda frenk yataklarına çevirebilen o devasa, o görkemli tarihine sahip olmayan; alt tarafı otuz altı yıllık bir ömre sığışmış birkaç insanın hafızasından süzülenlerle yetinmek zorundayız şimdi. Elimizde ne var? Birkaç cızırtılı şarkı, […]
