Menu Close

Lafız

Ottuz

Takvim yaprakları insanı kandırmakta ustadır; zamanın akıp gittiğini sessizce fısıldar, biz ise sadece büyük dönemeçlerde sesin sahibini fark ederiz. Bugün, o sesin en berrak yankılandığı yerdeyim. Otuzuncu basamaktayım. Yirmili yaşlar, hayatın gürültülü bir taslağı gibidir. Her sayfasında bir acele, her satırında dünyaya kendini kanıtlama çabası vardır. İnsan o yıllarda kelimeleri hınçla seçer, cümleleri hızlı kurar; […]

Pax-era Etkisi

08.20’ye kurulan alarmlar, hayatın en sert köşelerini biraz olsun yumuşatmak için atılan küçük adımlar. 20 miligramlık o minik tabletler, ne büyük mucizeler yaratıyor ne de omuzlarındaki dünyayı tek başına kaldırıyor. Sadece fırtınanın sesini biraz kısıyor; gök gürültüsünü tamamen yok etmese de, en azından içerideki yankısını susturuyor. İnsan bazen her şeyin bir reçeteyle, bir hapla, bir […]

Binbir

Bazı kağıtlar vardır denize atılır karşı limandaki sevgiliye ulaşsın diye, bazı kağıtlar vardır binbir parçaya bölünür hiç bir verilen sözün tutulmayacağı gibi kağıdı da yırtıp atarlar. Bazen çok zamanlar bekleriz. İki tekerlek üzerinde giderken gezdiğimiz diyarlarda kulağımızda bir müzikle belki bir arabanın kornasıyla uyanacağımız belki bir yokuşta nefes nefes kalacağımız geçmişimiz, geleceğimiz her şeyimiz olmasını […]

Pencere

Pencere

Bir pencere.. Evet mor, çiçekli sarmaşıklı bir pencere. Bazı pencereler karşıda denize, ormana, doğrudan huzura açılır; varlığın en yalın hâline dokunur. Bazıları ise adımlayabileceğiniz bir sokağa, bir ufuk çizgisine bile açılmaz. Ama siz onun ardında başka bir alemin varlığını hayal ettiğinizde, o denizin, o ormanın, o cömert doğanın vermediği, daha derin, daha sızılı ama bir […]

Kör

Yağmurların yağdığı bir akşamda bir büyük yalnızlığın içinden buram buram gelen kara bulutlar, sanki gökyüzünün içindeki tüm o söylenmemiş, düğüm olmuş cümleleri kusar gibiydi. Herkes sığınacak bir yer arayıp o kara bulutlardan kaçarken, insan bazen tuhaf bir arzuyla, o kasvetin tam merkezine, o kara deliğe çekilmek ister. Sanki orada, dipsiz bir kuyunun sessizliğinde, dünyevi gürültüden […]

Ölüm Var 2

19 yıl önce olan şey 17 Temmuzda da oldu. 19 yıl önce bir dedemi henüz tamamen cocuk kalbine sahip iken gerçek bir cocuk olarak toprağa vermiştik. Şimdi 30 yaşında bir genç – erişkin kişi olarak diğer dedemi de toprağa verdik. O zaman çocuktum anlamıyordum birileri ağlıyor birileri sağlam durmaya calışıyor birileri en değerlilerimi annemle babama […]

Abla

Sizin hiç ablanız oldu mu? Benim de olmadı, ne tesadüf. Ablalık neydi a dostlar! Ablalık sevgiydi, emekti… Kadir abi de ölmüş, Allah rahmet eylesin. Neyse, ablalığın yanında en güzel yanı da kardeşliktir. Bazen öyle bir an olur ki, altı aydır tanıdığınız insan; bir bakışı, bir hareketi ile sizi bir yerden bir yere götürür. İnsan, en […]

Sarımsak

Kimselerin bir meyve misali çırılçıplak, çiğ bir cüretle dişlemeye yanaşmadığı; lakin kaynayan her tencerenin gizli kahramanı, kış ayazında bedenimizin yegâne kalkanı olan o kadim rayiha… Herkesin kokusundan imtina ettiği ancak damağının zerk olduğu o müstesna lezzet. “Şimdi geçelim tarifimize” diyerek ehlileştirmek isterdik bu satırları. Üç su bardağı su, iki kaşık salça… meyanında sıradanlaşmayı, bir tencere […]

Kör Heves

Ceylan ERTEM’e belki aşık olduğumuz o şarkısı… Ne güzel diyor dizelerinde Elimde kan, kanımda senden bin zehirNe var ne yok yutuldu, bu taşlar kefil Kırıldı cam, dağıldık dört bir yanaKendimi kopardım, gördüm, bu aşk değil Kayboldum, kayboldu içimden o seslerHer şeydi, son buldu kör bir hevesle Bazen bir şarkı başlar ve ruhunuzun en kuytu köşesindeki, belki […]

Deve Dikeni Çicekleri

  Boş, unutulmuş arazilerin, kimsenin basmaya tenezzül etmediği ücra köşelerin çiçeğidir deve dikeni. Kimse ona su vermez, kimse toprağını havalandırmaz. O, terk edilmişliğin ortasında, varoluşun o soğuk ve çorak gerçeğiyle baş başa kalır. Dikenleri bir tercih değildir aslında; dünyaya karşı örülmüş çaresiz bir duvar, bir savunma mekanizmasıdır. İnsanların ona yaklaşmasından, o zehirli temaslarından duyulan derin […]